Hülya
KOÇYİĞİT
Kuzguncuk iskelesi'nde buluşuyoruz.Neden Kuzguncuk?
"
Halkı semte sahip çıktı ve değişmesine izin vermedi"diyor,"Çok
doğal bir çocukluk yaşadım buralarda.Sokakta,bahçede,meyve ağaçları
arasında,denize girerek..." Bir an durup ekliyor: "İnsana
kendini özgür hissettirir Kuzguncuk!"
Aslında ne denizi,ne yeşili,ne havası,suyu. Kuzguncuk'u sevgili
yapan,sevgili insanları Hülya Koçyiğit için."Beni farkeden,oluşmama yardım eden onlar
olmuştur" dediği Kuzguncuklular.
Kuzguncuk'un kızı o!
İskeleye yöneliyoruz. Akşam üzeri en güzel elbiseler giyilir, saçlar
taranır,üç kız kardeş vapurla işten dönecek olan babayı karşılamak
üzere iskeleye giderlermiş. Babanın eli kolu dolu tabii. Boynuna
ilk atlayan yaşadı!
Saç tokası,kurdele,iğne,iplik gibi şeyleri aldığı manifaturacının
önünden geçerek Kuzguncuk Üryanizade sokak,No:22’ye doğru yürüyoruz.
Evin önüne geldiğimizde gözleri görmeye değer.“Bir malta eriği
ağacı vardı,acaba duruyor mudur”diye soruyor,40 yıldır hiç girmediği
evin içinde heyecanlı adımlarla yürürken. Evin bahçeye açılan arka
kapısındayız. Ağaç orada. Erikler çiçek açmış. “Bakar mısınız”diyor,
sözcüklere sığmayan bir heyecan, telaş, mutluluk. Dino görse resmini
yapardı. Ama anlat deseniz,anlatılmaz!
Ve Kuzguncuk İlkokulu. Koçyiğit’in okul hayatının başladığı 135 yıllık tarihi
bir bina. Mahalledeki arkadaşlarının hepsi okula gidiyormuş. Eee, serde de ablalık
var tabii. Abla dediğinde okula gitmeli.Hakim önüne çıkıp beş buçuk olan yaşını
altı ay büyütmüş. Okula başlamış. Bu arada babasının öğüdünü hiç unutmamış: “Ne
yaparsan yap,en iyisini yap! ”Kızının yaptığı en iyileri görememiş baba Sedat
Bey. “Susuz Yaz”ı izledikten sonra veda etmiş hayata,ailesine ve Kuzguncuk’a.
Nakkaştepe’ye
doğru ilerliyoruz. Yolda eski Türk filmlerinden konuşuyoruz: "Hıçkırık
filmi çekilirken, platonik olarak Ediz Hun’a aşık olduğumu zannediyordum.
Bir ay öyle yaşamıştım.Film
bittikten sonra anladım ki,böyle bir şey yokmuş,film esnasındaymış
o duygular."
Gezinin sonuna yaklaşıyoruz.Yanımızdan gülümseyen yüzler geçiyor.Heyecanlı,
mutlu, hayat dolu bir kadın Hülya Koçyiğit. İnsanların ona ilgisi
inanılmaz. "Eski
Kuzguncuklu, Kuzguncuk'a hoşgeldin" diye karşılanıyor gittiğimiz her yerde.Sokak
aralarından 40-50 yıl önceden kalma komşular çıkıyor.Manavıyla karşılaşıyoruz,
karşı evde oturan ihtiyar amcayla, Kuzguncuk'un dost insanlarıyla.
"Ben İstanbul'u ve insanları sevmeye Kuzguncuk'ta başladım" diyerek
özetliyor her şeyi."Korunmaya ihtiyaç duyduğum zamanlarda şimdi Kuzguncukta
olsaydım, herkes bana sahip çıkar,beni korur,beni daha çok anlardı dediğim zamanlar
oldu.İş yoğunluğu,yorgunluk ve stres üst üste geldiğinde hep Kuzguncuk'u geçiriyorum
içimden,oraya gitsem deniz kenarında otursam,kahvemi içsem,deniz havası olsam,
Kuzguncuk'un halkasından yesem..."
Son sözleri sevgiye ve aşka dair:
"İnsan olmanın temel duyguları: Aşk ve sevgi.Bize gelmelerini beklememek
lazım. Yaşamak bir yana,arayışı bile mutlu kılar insanı."
Hürriyet Gazetesi - 17.5.2000
|